December 2010
21 posts
8.10 Vapuru
Sesinde ne var biliyor musun Bir bahçenin ortası var Mavi ipek kış çiçeği Sigara içmek için Üst kata çıkıyorsun Sesinde ne var biliyor musun Uykusuz Türkçe var İşinden memnun değilsin Bu kenti sevmiyorsun Bir adam gazetesini katlar Sesinde ne var biliyor musun Eski öpüşler var Banyonun buzlu camı Birkaç gün görünmedin Okul şarkıları var Sesinde ne var biliyor...
maduray'da sabah
ben sana ağzını açma, kuşları yutma demedim mi kanat çırparlar içinde yorulursun. günden güne uyanılır trenlerde halka halka büyür gözlerin tapınakta şarkı dinler, durulursun.
perihan mağden - dünya işleri
buz kırılsa ya
ya da aramızdaki buzlar bir erise…
bir ayrılığın anatomisi
dün gece, ağzından ağzıma fışkıran sözcükler —- bir ihanet nüvesi —- ve o gize bürünmüş yaşlı masal kahramanları ve ‘sen sus çocuk’ gag’leriyle süslü tiratlar ve perde kapandı! artık tiyatrolar hela olacak! artık ayrıldık, aşkımız bir rüzgâr gibi geçti! aşkımız bir günahtı, ve bir yaz günü bitti! unut sana yazdıklarımı ve unut sevişmelerimizi memelerini geri al ve...
“önce tozlandım, sonra kirlendim, sonunda da kırıldım…
-
sokağın ortasında dikilip duran, inatla yağmuru bekleyen kirli bir çocuğu kimse görmedi…
-
sustum ve saatimi gecenin en ıssız yerine kurdum…”
Emre Kalcı-Kir
harry: i love you.
sally: how do you expect me to respond to this?
harry: how...
–
CAM SESLERİNDEN BİR ANI
kısacık bir andı, bana cam sesleri gibi bir anı kaldı kısacık bir andı, o çok duyarlı dengeler yansıdı ipe dizilen inci dünya ile kişi ilk yazdı, sonradan saydam birşeyler yağdı uyum karıştı ince havaya kısacık bir andı, belki farkında bile değildin sen ben sonsuz kişiydim, o kapıdan çıkarken anıların cam kırıkları gibi toplandığı o an başka anıların anıları ...
Well, we’re all wounded. We carry our wounds around with us through life,...
–
Yeni bir ateş söndürür başkasının yaktığını, yeni bir acıyla hafifler eski bir...
– William Shakespeare (via stairway)
Beyaz Bir Yatak
Beyaz bir yatak, örtüler
Yastıkların üzerinde parmak izlerin var
Odaya dolan havada
Havalanan tozda
Tozun içinden süzülen ışıkta
Işığı delen gözlerinin
Bıraktığı tüm izler
Nereye dokunsam
Parmaklarımızın anısı
Birbirine değer
Senin bedenin
Başka gezginlerin
Özleyip de
Gidemedikleri yol
Bana açılan bir vadiydi
Sözcüklerim durup soluklandığı
Dudaklarında dağılan bu kelebek tadı
Tuğrul...
November 2010
17 posts